28 Ocak 2023

TV YAYIN TEKNİKLERİ

IŞIK NEDİR:Işık foton (PHOTON) denilen parçacıklardan oluşan bir enerji türüdür.
Bir teoriye göre bu parçacıklar kaynaktan uzaklaşırken birbirlerinden uzaklaşarak yelpaze şeklinde yol alırlar ve kütleye sahiptirler, diğer bir teoriye göre ışık titreşimlerden-dalgalardan oluşur ve beyazı oluşturan tüm renklerin bir dalga boyu vardır. Her iki teoremde geçerliliğini korumaktadır. Farklı dalga boyundaki ışıklar mesafe kat ederken zayıflamaları da farklı olur, ya da uzaklaşan galaksilerin renkleri kırmızıya , yaklaşanların maviye çalar.
Diğer yönden foton kuramı da yeni buluşlardaki ışığın etkisini doğrulamaktadır.
CCD cipler bu yönteme dayalı çalışır.
CCD nin elektron yapısı farklı katmanlarından ışık yardımı ile kopan elektronlar bir alt tabakada potansiyel elektron artışı sağlayarak elektrik oluşturur ve görüntü için gerekli ilk referans elde edilmiş olur.
Yine solar pil yada solar cell denilen Güneş paneli elektrik üreteçleri bu yöntemle çalışır.
Işık enerjisi sadece görmek ya da bazı sistemlerin etkilenmesinin yanında tabiat da bazı bakteriler ve klorofil üreten yeşil bitkilere FOTOSENTEZ için gereklidir.
İnsan vücudunun D vitamini ihtiyacı da vücudumuzdaki yağların güneş ışığı yardımı ile vitaminine dönmesi ışıkla olur .D vitamini vücutta kalsiyumu tutmaya yarar.
Bebeklere Raşitik olmamaları için güneş ışığı önerilir.

fotoğraf ve hareketli film kameralarının gelişmesine sebep olan Film tekniği gümüş bileşiklerinin ışık altında metalik gümüşe dönüşüp kararmalarından yola çıkılarak bulunmuştur
Dip not: Güneşten ve uzaydan gelen ışık ışınları bize paralel ulaşmaktadır.

Gözde görme ve algılama: İnsan gözü baktığı yerdeki görüntü algılamasını iki türlü yapar .
Baktığı görüntünün merkezindeki çok dar bir alanı algılayabilir (MAKULA)bu merkezi algılamadır. Bunu dışındaki görüntü periferal görüntüdür ve esas görüntünün dışındadır, ancak gözle çok keskin hareketlerle artalan alandaki resmi de inceler ve akılda tutarız, her tarafı aynı anda aynı detay kalitesinde görüyor zannederiz. İnsan gözü aslında en yüksek yoğunlukta gördüğü alan 1 mm çapındaki alandır diğer bölgeler daha az detay taşır. Kitabınızı okurken bir harfin üzerinde durun ve gözünüzü hiç kımıldatmayın ve harfin üzerinde bakışınızı devam ettirin dikkat ettiğinizde o harfin bile çok küçük bir noktasını hatta iğne ucu kadar ufak bir alanını tam olarak gördüğünüzü anlarsınız. FOTOĞRAFTA ise bir çerçeve içine girip tespit edilmiş görüntü size geniş bir şekilde değişip kaybolmuş bir hareketin anlık görüntüsünü inceleme imkanı verir.
İnsan beş duyu yardımı ile dış dünyayı anlar , tanır ve öğrenir.Vücudumuza en çok bilgi girişi göz ve kulağımızla olur. %1 tatma, %1.5 dokunma, %3.5 koklama, %11 duyma ve %83 görme.

GÖZÜN YAPISI:Göz karanlık oda prensibiyle çalışır.Mavi,kırmızı ve yeşil renklere duyarlı hücrelere sahiptir,bu hücreler retina adı verilen ve gözün arka kısmında görüntünün mercek yardımı ile düştüğü noktadadır. Tek renkli görüntü o rengin hücresini , iki renk karışımı bir görüntü de içerdiği renklere uygun ölçüde ilgili hücreleri uyarır. Eğer üç renkden eşit miktarda renk geliyorsa BEYAZ ya da açık gri görürüz.

Göz; Mor ötesi ve kızıl ötesi renklerin arasında kalan ana ve ara renkleri görür.Sırasıyle:Yeşil,mavi,kırmızı,sarı,cyan ve magenta ve tabii bu renklerin değişik oranlarda karışımlarını göz görebilir.

400nm Mavi-530 nm yeşil-600 nm turuncu- 700nm kırmızı arası dalga boyu.

400nM————530nM——600nM——-630———–700nm

Mavi Yeşil Turuncu Lazer Kırmızı

Nano metre milimetrenin milyonda biridir.

Işık göze mercek yardımı ile kırılarak girdikten sonra arka duvardaki ağ tabaka üzerine düşer.Ağ tabaka üzerinde RECEPTEUR-alıcı olarak çalışan iki türlü hücre vardır;Koni şeklinde ve daha çok renk pigmentine sahip olan hücreler, gündüz yada ışığın çok olduğu ortamlarda işlevseldir, diğer slindirik hücreler ise daha karanlık ışık seviyelerinde görev yapar renk olgusuna daha az duyarlıdır . Işıksız ortamlarda renk ısısı oluşmadığından konik hücreler algılamada yetersiz kalırlar.
Çok ışıklı bir ortamdan karanlığa girdiğimizde ilk anda çevremizle hiçbir görsel ilişkimiz olmaz daha sonra etrafı görmeye başlarız buna gözün alışması denir, aslında ağ tabakanın yapısında bulunan A vitamini gün boyu yüksek ışıkta yanarak kullanılır ve devamlı aynı seviyede kalır ani karanlığa girdiğimizde hassasiyetin artması için vücut kendiliğinden retinayı A vitamini ile besler ve az ışık için gerekli olan seviyeye ulaştığımızda görme oluşur.A vitamini eksikliğinde gece körlüğü denilen ve genetik olan göz kusuru oluşur.Tavuk karası.

Doppler effect: Daha sonra açıklanacak,
Kaynak uzaklaşırken ses ve ışığın frekansı düşer. Yaklaşırken yükselir. IŞIĞIN yapısını sorgula?
Photographien Yunanca ışık yardımı ile görüntü elde edilmesi anlamına gelir.Gümüş tuzlarının ışıktan etkilenmesi ve kimyasal işlemlerin yardımı ile kalıcı görüntü elde edilmesi bu isimle anılır.
Gümüş tuzları ; Görünür ışık, mor ötesi, kızıl ötesi ve gamma ışıklarından etkilenir, gümüş bromür ve diğer gümüş bileşikleri metal gümüşe dönüşür ve kararır. Fotoğraf filmi ve kartı gümüşün bu özelliğinden yararlanılarak geliştirilmiştir.
Fotoğraf tekniği 18 ci yüz yıl sonlarında birçok meraklı araştırmacının çabaları sonucunda bulunmuş ve zamanımıza kadar gelişerek son halini almıştır.
16 yy sonlarında CAMERA OBSCURA (Karanlık oda) tekniği yardımı ile ressamlar portre, manzara ve bina resimleri çizmekteydiler , tabii ters olarak. Daha önceleri ise Camera Obscura diye adlandırılan karanlık oda ve üzerindeki bir delikten yıldızlar ve güneş izlenmekte idi ve bu yöntem
Çin ,Yunan ve Arap uygarlıkları tıarafından kullanılmıştr.
16 yy da Ressamların tercih ederek kullanmaya başladıkları bu yöntem sayesinde karanlık bir kutu içerisine kafalarını sokarak delikten içeri giren ışıkla birlikte görüntü, önlerindeki yağlı ya da şeffaf kağıdın üzerine düşüyordu ve ressamlar bu görüntünün üzerinden çizim yaparak modeli doğru ve orantılı şekilde çizebiliyorlardı . Daha sonraları bu delik genişletilerek mercek yerleştirilmiş ve görüntü kalitesi artarak daha belirgin hale gelmiştir
1676 da Daniel schwenter (Alman) Üç mercekli bir objektifi geliştirerek kullanmaya başlar. Gelişmeler devam eder 45 derecelik bir ayna yardımı ile görüntü düzeltilerek bir buzlu cam üzerine düşürülür. Bu haliyle kolay kullanılabilen bir düzenek haline gelmiştir. Ressamlar artık konuyu gözle ölçü alarak yapmaktan ziyade bu tür kopyalama tekniği ile daha hızlı ve orantılı resimler yapmaktadırlar.

17 yy ilk çeyreğinde gümüş tuzlarının ışığa duyarlı olduğu fark edilir ve bu tür etkileşimin fotoğraf tekniğinde kullanımına hala zaman vardır. yaklaşık elli yıl sonra 1795ler de Thomas Wedgwood porselen tabaklar üzerine resim yapmak için bazı görüntülerin kopyalarını Gümüş nitrat kullanarak parlak porselen üzerine geçici olarak aktarmayı başarır. Ancak bu görüntü uzun süreli değildir ve fotoğrafı kalıcı hale getirmek için uğraşır.

Hareketli filmin Tarihçesi: Arka arkaya çekilmiş fotoğraf karelerinin seri bir şekilde hareket ettirilmesiyle hareketli görüntü etkisi oluşmaktadır.18 yy son çeyreğinde bu konuya meraklı araştırmacılar fotoğrafları ya da elle çizilmiş resimleri ardarda döndürerek yada bakaç önünden geçirerek hareketli filmin oluşmasında ilkleri başarmışlardır. Yüz yılımızın başlarındaki en önemli buluş olan sinema, hareketli görüntüyü perde üzerinde tekrar görmemize imkan sağlar.
İlk hareketli görüntü denemelerinde elektrik kıvılcımlarını resim geçişi ile senkron sağlayarak karanlıktaki resmi çok kısa süreli görmeyi sağlayan düzenler kurulmuştur.
Diskoda müzikle birlikte çakan flaşlarla dans edenler karanlıkta donuk ve hareketsiz gibi görünür, saniyenin çok kısa bir anında insan hareketi de göze durağan gelir. STROBO EFEKT
Gözümüzün bir kusuru kesik hareketleri kesintisiz hareket olarak algılamamıza sebep olur. Gözün retina tabakasına düşen görüntüler kaybolmalarından sonrada kısa bir süre retinada kalmaya devam ederler.
[1829 Ferdinant Plateu- Belçikalı.] 10 kesintili sabit resim arka arkaya retinaya ulaştığında kesintisiz hareket ediyor hissini başlatır.

Standart Resim sayısı Sinema filminde 24 kare TV de ise 25 Karedir.
Gözde görme yanılgısı 10 resimdir. Karanlıkta hızla sallanan bir el feneri ya da akkor halindeki odun parçası uzayan bir görüntü verir. Buna sebep; Göz farklı noktalardaki yanan cismi hatırlamaya devam ettiğinden bir sonraki görüntüye birleştirir. Ancak göz saniyenin binde biri gibi kısa sürede çakan flaşı ve daha kısa süreli ışımaları görebilir, hatırlaması ise devam eder.

STROBOSKOPİK GÖZLEM:Sinemada hareket halindeki araçların tekerlekleri bazen duruyor yada tersine dönüyor gibi görünür. Dönme hızının saniyede 25 kez oluştuğunda ve kameranın filmi pozlandırma anlarına senkron olunduğu zaman bu görsel yanılma oluşur. Aslında gözde oluşmaz bu yanılgı, film karesinde durağan olur ve dönme sayısı arttığında tersine dönme şeklinde pozlanır.

TV tarihçesi:
Görüntüyü delikli sarmal disk üzerinde tarama yöntemi ise 1884 yılında Paul Nipkowtarafından gerçekleştirildi.
Aynı mil üzerinde senkron dönen iki ayrı disk üzerindeki sarmal delikler üzerinden aydınlatma yapılarak selenyumun ışığa karşı iletkenlikte değişim göstermesi ile diğer diskin önündeki ışık kaynağı yakılmak suretiyle görüntü bozuk kalitede Hayalet gibi de olsa da aktarılmış ve tarihin ilk elektriksel görüntüsü de budur.
Günümüzde resim tüpü olarak adlandırılan , katot ışınlı havası alınmış tüp Alman Karl Braun 1897 tarafından geliştirilmiştir.
Esas gelişme ise Rus asıllı Zworkyn 1923 de patentini aldığı İKONOSKOP Kamera tüpü oldu.
Düzenli TV yayınları 1935 Almanya ve Amerika da başladı. Renkli yayınlar ilk kez Amerika da 1954 de Long ısland da başladı. TV görüntüsü sinemada olduğu gibi insanın görme kusurundan yola çıkılarak gerçekleştirildi. Gözün Retina tabakasına düşen görüntüler kaybolmalarından sonrada kısa bir süre retinada kalmaya devam eder.
Yani 18 sabit resim arka arkaya retinaya ulaştığında kesintisiz hareket ediyor hissi yaratır.
10 sabit resim harekette devamlılık hissi uyandırır.
Standart Resim sayısı Sinema filminde 24 kare TV de ise (PAL)25 Karedir.

Ancak 1926 lı yıllarda mekanik olarak çalışan TV ler de resim sayısı saniyede 5 kare ve tarama sayısı 30 çizgiden ibaretti.
Resim hayal şeklinde keskinlik yoktu ve Neon lambanın orijinal rengi olan turuncu kırmızı arasıydı. Senkron devamlı kaydığından ayarlamak gerekiyordu. TV nin gelişimi esnasında bir çok TV sistemi geliştirildi ve bu sistemleri alabilecek alıcılar üretildi. Gelişmeler giderek kaliteyi arttırıyordu ama üretilen TVler de bu gün ki bilgisayarlar gibi kısa sürede demode oluyor ve standart olmadığından farklı yayın için farklı TVler kullanılıyordu yani komşunuz sizinle aynı yayını seyredemeyebilirdi.

ÇAĞDAŞ GÖRÜNTÜ:
Siyah beyaz TV: Resim tüpü bir katot ışınlı tüptür. Havası boşaltılmış bir tüp olup ,ön yüzü fosfor ile kaplanmıştır.
RF (Radyo Frekans) yolu ile havadan alınan işaretler alıcının içindeki devreler sayesinde , sinyaldeki koyu ve açık ışımalar katot tüpünün ön yüzüne ince bir elektron demetiyle ulaşır ve sinyaldeki bilgi oranında fosforu aydınlatır. Saniyede 15625 çizgi ile 25 resim aktarılarak görüntü oluşur. Bir resim 625 çizgiden oluşur. 2X312.5 olarak taranır. Yani 25 resim iki kez taranınca enstantene değeri 1/50 olur
Ortikon kamera tüpündeki foto voltaik özellik de ışık düştüğünde elektriksel işaret oluşur diğer bir tüp modeli vidikon da ışığın düştüğü noktada ki ışık şiddetine uygun oranda iletkenlik oluşur her iki sonuçda elektriksel devrelerin değişikliği algılamasını sağlar .
Resim işaretinin senkronizasyonunu sağlamak için satır başlarına bir senkron darbesi eklenmiştir ve elektriğin iletkenler üzerindeki hızı sabit olduğundan her senkron işaretinden sonra ışın demeti ekranı verici ile aynı noktadan taramaya başlar ve devam eder. 2 X 312.5 Tarama ile amaç resimdeki kırpışmayı azaltmak içindir, hatırlarsanız Sinema filminde optüratör hareketi kırpışma oluşturur.
Katod tüpü olarak da adlandırılan TV video resim tüplerinde, mercek düzeninden geçerek gelen görüntünün iz düşümü tüpün ön yüzündeki düz yüzeye ve metalik iletken bir madde ile kaplı şeffaf tabakaya ulaşır. Burada net bir görüntü meydana gelir.Bu görüntünün açık renk veya daha aydınlık bölümleri bu tabakadan elektron kopararak alttaki foto iletken tabakanın üzerinde elektron yükselmesine sebep olur ve resimdeki açık ve koyu alanların seviyelerine uygun düzeyde elektriksel değişim sağlanır. Bu değişim Pal sistemde saniyede 15625 toplam çizgi sayısı ve resim başına 625 çizgidir. Saniyede 25 resim taranarak kameranın diğer katlarına ve oradan da yayına iletilir.
Tv yayınlarında sinemada oluşan ve gözü yoran opturatör etkisi yoktur ve her bir resim karesi toplan 625 çizgi ile tanımlanırken 1/50 saniye 312.5 çizgi ile iki kez taranarak toplamda 625 çizgiye ulaşılır ve çok durağan, titremeyen düzgün bir görüntü oluşur. Bu düzen Siyah beyaz TV tüpünde de aynı mantıkla çalışır.
Renkli TV Kamera tüpleri aslında üç adet kırmızı, mavi ve yeşil renkleri algılayan tüpler olmasına rağmen her biri siyah beyaz kamera resim tüpüdür.
Renk fitreleri her tüpe giden kendi renk sinyalini üretmek için kendisine ait renkli ışık ve bileşenlerini filtre ederek arkasındaki tüpe iletir farklı renklerin ışığını emerek geçişini engeller. Ve farklı renkler farklı tüplere ulaşamaz.

Renkli TV kamerasında üç ana renk için üç filtreli üç ortikon tüp bulunur.
Elde edilen üç ayrı renk sinyali ile birlikte parlaklık-luminans sinyalide elde edilir ve bir işlemci devresinde farklı fazlara oturtulan renk işaretleri, kullanılan sistemin taşıyıcı dalgasının üstüne oturtularak vericiler ve anten sayesinde uzaya gönderilir. Siyah beyaz TVler de bu iki sinyalden sadece parlaklık ya da luminans sinyali kullanılır. Luminans sinyalinin üretilmesinin iki amacı vardır Renkli resimde daha parlak ve gösterişli bir resim elde etmek ve renkli yayını siyah beyaz TVlerde de izleyebilmek için mutlaka renkli yayına luminans (Parlaklık)eklenir.
CCD charge-coupled device
Günümüz video kameraları ve fotoğraf makinelerinde kullanılan resim görüntüleme algılayıcı devrelerine kısaca CCD denir.Film tekniğine gör çok daha fazla ışığa hassas devrelerden oluşan CCD chipleri, video kameralarda video resim tüplerinin yerini almıştır.
Resim tüplerinin tarama sayısı ile benzer olmasına rağmen yapısal olarak tüplerden farklıdır.
Çok düşük elektrik akımı ve voltajında çalışmaları nedeniyle taşınabilir çok küçük kameraların üretilmesine imkan sağlamışlardır.
Her bir CCD devresi çok küçük bir yüzeyde yüz binlerce piksel ihtiva edebilir ve çok yüksek çözünürlükte resim elde edilmesine imkan verirler..
Renkli tv de ise kompozit renk işareti komponentlerine ayıran devrelerden geçirilerek her bir renk kendi başına resim tüpünün katoduna gelir.Renkli tüplerde üç ayrı ışın tabancası vardır ve ayrışmış olarak gelen renk işaretlerini her bir renk tabancası ayrı ayrı ışıtır ve ince demet halinde resim tüpünün ön yüzündeki mavi yeşil ve kırmızı piksellerin üzerine düşürür bu işlem çok karmaşık bir yapıya sahiptir ve her renk hücresine gelen ışın yandaki farklı renk hücresine ilgisiz elektron taşımasını engellemek için Shadow mask denilen anti manyetik ve antistatik bir metal ile maskelenir ve her bir hücre doğru ışın ile doğru rengi verir. Bu hatanın en az olduğu tüpler kaliteli demektir. TRİNİTRON TÜP ise SONY nin tekelinde olan tek tabancalı daha karmaşık renk çözümlemesi ve matriks uygulayıcıları olan pahalı bir sistemdir.Halen dünyadaki en kaliteli resmi Trinitron tüpler verir.
Yeni nesil plazma ve LCD ekranlar da daha farklı metodlarla elektriksel görüntüyü görünür hale getirirler Dünyada pal-Secam ve NTSC diye adlandırılan renk sistemleri kullanılmaktadır.
Bu farklılıkların birkaç sebebi vardır bazıları kendi ulusal yayın tekniklerini kendileri geliştirdiği için diğerlerini kabul etmez ve yine bazı sistemler demirperde Rus yayınları( SECAM) eski zihniyetle farklı ses ara frekanslı olarak yayınlanırdı ve Avrupa standardındaki renkli- renksiz TV ler bu yayınları sesli alamazdı yine o yayın için yapılan TV ler de Avrupa yayınlarını sesli alamazdı.
Tıpkı Kril alfabesinin ortodoks papazlar tarafından ortodokslara öğretilip latin harflerini okuyamamaları gibi batıya ulaşımı engellemek için icat edilmiştir.
Bu arada renk sistemlerinin teknik zorlukları pal de azdır en kullanışlı yayın modelidir . Avrupa ülkelerinin ikisi hariç pal dir .Yunanistan ve fransa SECAM kullanır. yunanistan 625 çizgi fransızlar 825 çizgidir.Fransızların resim çizgisinin fazlalığı resim kalitesine önem vermelerinden ileri gelir. Daha fazla çizgi daha net ve kaliteli resim demektir.Amerika ve japonya 525 çizgi 30 resim diğer ülkeler 625 çizgi 25 resim kullanır.
HDTV 1200 satırın üzerinde olduğu için resim kalitesi pal’e göre iki misli daha yüksektir.

TUNUS Secam olmasına rağmen yayın cihazları Pal dir ve antene çıkarken SECAM’a döndürülür.Bunun sebebi: Fransız sömürgesi iken sistem Secam kurulmuş ve TV alıcısı satmakta bir sebep olabilir.Ancak daha sonra daha ucuz olan Pal yayın sistemi cihazlar kurularak yenilenmiştir.
Uzunsüre yayınlarını bu şekilde devam ettirmiştir.

Secam yayın cihazları fazla üretilmediği için tercihi azdır ve daha pahalıdır .
Zamanımızda üretilen TV alıcıları artık tüm renk çözümlerine uygun imal edilmektedir.

TV resim tüpleri ve plazma tüpler 4:3 veya 16:9 oranında ölçülerde imal edilebilmektedirler.
Evlerimizde kullandığımız klasik eski tip TVlerin resim tüpleri 4:3 oranına sahiptir.
Son yıllarda plazma veya TFT ekran olarak adlandırılan yeni tip TV ekranlarında16:9 oranı da kullanılmaktadır.

HD yayınlar:
İlk kez Japonya da test edilen ve Avrupa da benzer standartlarda üretim ve yayın imkanı bulan (yüksek tanımlamalı ) HDTV yayınlar 16:9 ekranlarda uygun görüntü boyutlarında izlenebilmektedir.
16:9 oranı aslında Amerikan western filmlerinde sıkça rastladığımız sinemaskop olarak adlandırılan ekran standardına benzemektedir.
Daha panaromik geniş bir alan insan gözüne yakın bir genişlik hissiyle seyirciye aktarılmaktadır.
İnsan gözü yüz yapısına bağlı olarak 170-180 derecelik bir açıyı görebilir veya fark edebilir.
Ancak 16:9 oranındaki geniş ve yaygın ekran TV film çekim kurallarında bazı çekim açı sorunları doğurabilir.

4:3 oranına göre çalışmaya ve çerçeve kurallarına alışan kameramanlar 16:9 da geniş ekranın yan bölümlerinde oluşacak görüntü bulaşmalarında biraz sorun yaşayabilirler.
Yatay olarak iki konuşmacı yan yana oturduğu bir masada birini tek olarak çerçeve yaptığımızda eski klasik kurala göre göğüs plan çekimde yandaki kişinin kolu omuzu görünebilir veya benzer sıkıntılar mutlaka yaşanacaktır. Belki yeni formatta eski çerçeve bakış boşlukları daha yukarı çekilerek azaltılabilir.

16:9 oranında bir ekranda 4:3 oranında bir görüntüyü basık ve aslına göre orantısız olarak izleyebiliriz, tam orantılı izlemek istersek alt ve üst çerçevede ekran dışında kalan bölgeler oluşur. Tersine 4:3 oranında bir ekranda ,16:9 oran ekran görüntüsünü izlemek istersek ekranın alt ve üst taraflarında karanlık bölgeler oluşur ve sinemaskop bir görüntü verir. Günümüz sinema filmleri ve bazı DVD filmlerin ekran boyutu 16.9 oranının da dışına taşarak ekranın üst ve alt bölgelerinde %12lik karanlık alan oluşur. Yani giderek yeni ekran boyutları oluşmaktadır bu da karmaşa demektir.
Plazma ekranlarda ise resim detay ve keskinliği kontrast seviyesi çok yüksektir.
Plazma ekranlar farketmesek de elektriksel parazit üretirler.
her piksel ayrı bir hücredir ve çabuk bozularak karanlık nokta oluşturur.
Üretimleri sona ermiştir.

TV video kameraları üretildikleri amaca uygun yapı ve özelliklere sahiptirler.

Naklen yayın amaçlı kameralar kamera gövdesi, objektif,(View finder-vizör) bakaç,gibi üç ana bölümden oluşur.
Portable-seyyar çalışan Camcorderlar ayrıca görüntüyü kaydeden band veya hafıza ünitelerine sahiptirler.Günümüze dek üretilen kameralar giderek küçülen kaset formatları ile kolay taşınabilir ve hafif cihazlar haline gelmiştir.

İlk video kameralar,nkamera ve kayıt edici olarak iki ayrı cihaz halinde ve bir ara kablosu ile birleştirilmişlerdi ve toplam ağırlığı 25 kg bulmaktaydı , taşınma zorluğu nedeniyle iki kişi tarafından kullanılmak zorundaydılar.(1983)
Bu tip cihazlarda U-Matic adı verilen ve Betacam kasede göre iki kat daha büyük olan video kasetler kullanılırdı.
Akü besleme süreleri çok güç harcandığından 30 dakikadan daha kısa sürede biterdi.
Ancak film kameralara göre görüntü kaydı ve hemen kullanılabilir olmaları önemliydi.

MonoBlok Betacam Kameralar

İlk mono blok tek parça Betacam kameralar 15 kg bir ağırlıkta ve oldukça büyük boyutta üretilmişti (1986).Her şeye rağmen tek bir cihaz olmaları kullanım yönünden büyük kolaylıklar içeriyordu. Akü kullanımı kısa süreli ve çabuk bitmesi hala bir sorun olmasına rağmen ,
ses ve resmi birlikte kayıt ederek kısa sürede yayına kaliteli video ulaştırılabiliyordu.
Son dönemde profesyonel olmalarına rağmen küçük boyutta ve 5- 6 kg ye kadar hafifleyen ve uzun süreli akü kullanan ufak boyutlu CCD Sensörlü cihazlar üretilmiştir.
1990 ların başlarından itibaren Betacam kameralar tek blok halinde 9kg ağırlığında ve uzun süreli akü kullanımı ile daha kullanışlı hale gelmiştir.
Giderek Betacam SP,Betacam SX ,DVCAM ve mini DV kameralar yayınlarda yerlerini aldılar.
Günümüzde DVD üzerine ve (Memory- card) hafıza kartlarına kayıt yapan kameralar ve fotoğraf makineleri geliştirilerek kullanıma sunulmaktadır.
Yeni nesil kameralarda güç harcaması son derece azaltılmış ve resim kalitesi eskiye oranla çok yükselmiştir.

Broadcast TV kameralarının önemli bölümlerinden biri Zoom objektifleridir.
Büyütme ve yakınlaştırma oranları değişken ,resim kalitesi yüksek yapıda üretilen objektifler oldukça geniş açı ve dar açılarda karaktere sahip olmaları nedeniyle kameraya kullanım kolaylıkları sağlamıştır.
5-6mmlik geniş açılardan, 1000 mm ye dek dar açılı yani zoom yapabilen özellikte objektifler üretilerek kullanılmaktadır.
Maçlarda kullanılan yüksek büyütme oranlı objektifler bazen kamera fiyatına ulaşmaktadır.
Video kameralarda kullanılan objektifler aynı zamanda daha geniş açı ve filtre takılabilir uygun adaptör ve düzeneklere de sahiptirler.
ZOOM objektifler GRİP yada elcik olarak adlandırılan bir bölümle birlikte kullanılırlar.
GRİP ya da elcik ; ENG ve EFP kameralara takıldıkları takdirde kameramanın omuz da veya sehpada kullanımı esnasında, eliyle kameraya komut verdiği ve kamerayı tuttuğu bir kontrol bölümüdür . Bu bölüm aynı zamanda zoom motorunu bulundurur. Bu motor objektifin içindeki hareketli lens grubunu ileri ve geri hareket ettirecek düzeni çalıştırır.
Elcikde kayıt düğmesi, Zoom mandalı, Return düğmesi ki bu düğme birkaç farklı amaçla kullanılabilir ve bazı sabit ayarların yapıldığı parçalar bulunur.
Objektif kameraya Bayonet diye tabir edilen mekanik parçayla bağlanır.
Objektifin ön merceğini ise Parasoley adı verilen ve ışık kaynaklarından doğrudan merceğe ulaşabilecek ışınları kesen aynı zamanda objektifi darbelerden koruyan lastik bir çerçeve bulunur.
Zoom mercek dizisini ön bölümü netlik yapan lensleri arka bölümüde back-focus denilen geri netliği yapan mercekleri bulundurur.
Yine mercek dizisinin en arka elemanı diyafram bileziğinin olduğu bölümdür.
DİYAFRAM objektifin en açık ve en kapalı diyafram değerlerini verir.
Diyafram manual ve otomatik seçeneklidir.
Objektifler üzerlerinde yazan focus uzaklığı ve büyütme kat sayısı ile değerlendirilirler.
9×12 gibi bir değer; CCD ye veya resim tüpünün görüntü düşen yüzeyine 9mm uzaklıkta 12 kez büyüten anlamındadır.yani bu objektif 9- 108 mm aralığında çalışabilir.Objektiflerde yakınlaştırma ise mercek kalitesinin detayları ne kadar okunabilir olarak yaklaştırdığı ile anılır.
Yani bir dürbünde ve tele objektife yakınlaştırma ve büyütme ayrı anlamlardadır.
Zoom objektifler harici zoom kolu ve netlik kolu bağlanabilir özellikte üretilir.
Kamera gövdesinin diğer bir elemanı VF View-finder ,vizör yani bakaçtır.
İlk üretilen profesyonel kameralarda VF –Vizörler siyah beyaz ve ¾ inc tabir edilen boyutta mini monitörlerdir.Üzerlerinde ses seviyesi,renk filtresi, renk ısı derecesi,akü seviyesi .çekilen band süresi , start- stop REC. Yazısı ve kameramana faydalı olacak bazı bilgileri ihtiva eden göstergeler bulunur.
Son dönemde üretilen Broadcast kameralarda VF lar renkli olarak imal edilmektedir.
Ancak; profesyonel maksatlı yayınlarda kameramanlar renkli vizörün renk hatalarını azaltmasından dolayı kullanışlı bulmalarına rağmen, resimde focus-netlik ayarı yaparken keskinliği yakalamakta zorlanırlar çünki renk pikselleri bu kadar ufak bir ekranda oldukça iri taneli kalmakta, ince detaylar görmede yetersiz kalmaktadırlar, yani siyah-beyaz vizörde netlik yapmak daha kolaydır.
Vizörler izlenilen resmin ışık- kontrast seviyesini, renk bar skalasını, tally lambasını, ses ayar göstergelerinin anahtar ve düğmelerini de bulundururlar. Vizör bakaçları hareketli olup kameramanın istediği dorultuya yönelebilir. Kameraman bu ufak ekrana gözünü dayayıp görüntüyü izler.
Kameramanın gözü ile mini ekran arasında bir diyoptri merceği vardır. Her kamera kullanan bu merceği ileri geri ayarlıyarak gözüne uygun hale getirir.Kameramanların göz bozuklukları da düşünülerek + – 3 diyoptry ye kadar hataları düzeltebilen bir mercek bakaç girişinde bulunur. Vizörler kameranın sol tarafında bulunur. Video kameranın gövde üzerindeki en önemli bölüm kameranın görüntü algılayan kısmıdır. Bazı vizörlerde elektret mikrofon bağlantı ve taşıma kısmı da vizör gövdesindedir.
VİZÖRLERDE bandın çekilen yada kalan süresi TC diye adlandırılan Time code göstergesi bulunur .Asıl önemli gösterge ise görüntünün renk KELVİN derecesini veren sayısal değer göstergesidir, bu gösterge Aktüel kameraların farklı ortamlarda ve farklı ışıklarda çekim yapmaları ve her değişen renk ısısını kameramana aktarması renklerdeki farklılıkların önüne geçer.
Harici efekt mikrofonu bazı cihazlarda gövdeye bazılarında Vizör gövdesine bağlıdır.
Elektret mikrofonlar sese aşırı duyarlı olup doğal ortamdaki tüm sesleri elektriksel ortama aktarabilirler azda olsa yönlü çalışırlar ve üzerlerinde rüzgar etkisini kesen sünger wind- cutter bulunur. Bu tür mikrofonlar çalışma enerjisini ana gövdeye bağlı olan ses kablosuna paralel bağlantıdan alırlar. Manual ve otomatik ses alma imkanına sahiptirler Kamera gövdesi denilince görüntüyü algılayan elektronik sistem ve bandın üzerine kayıt yapan elektro mekanik sistem akla gelir. Kameranın görüntü algılamasını sağlayan ,aynı zamanda bir karanlık oda sayılan CCD sensörlerin bulunduğu bölüm objektifin bağlandığı noktadadır ve görüntü Dikronik filtrelerden geçerek kamera resim algılayıcılarına net bir şekilde ulaşır.

Broadcast yayın kameraları üç ayrı renk için üç ayrı resim tüpü veya CCD içerir. Herbir CCD dicronik filtelerden gecerek ayrıştırılan kırmızı, mavi ve yeşil renklerin ışık seviyelerine uygun elektriksel değişimi algılayarak devamındaki resim geliştirme ve matriks devresine görüntünün elektriksel şeklini iletir. Her bir ccd resim tarama frekanslarıyle eş zamanlı olarak gelen ayrışmış üç rengin değerlerine uygun olarak sistemi besler. CCD ler eskiden kullanılan resim tüplerine oranla darbelere daha dayanıklı ve daha kaliteli resim üretirler. Resim tüplerinde sarsıntı ve darbeler sonucunda bağlantılarda meydana gelen mekanik değişimlerden dolayı birbirleriyle aynı tarama ayarlarından kayarak resimde konvergens-yakınsama hatası denilen resim bozulması olurdu. Bu sebeple stüdyo ve tüplü sırt kameraları zaman zaman Convergens ayarı yapılırdı.
Güneş ışığının kalıcı etkileri CCD devrelerde ortadan kaldırılmıştır.
Resim tüpleri güneş ışığına veya kuvvetli spot yada ark ışığına doğrudan maruz kaldıkları takdirde resmin o bölümünde kalıcı leke ve benzeri sorunlar yaşamaktaydılar.

Kamera gövdesinin diğer önemli bölümü video görüntünün elektriksel işaretler halinde kaydedildiği manyetik band kompartımanıdır.
Bu bölüm kaset açıklığından giren kasedi içeri alan servo sistemiyle donatılmıştır.
Video kaset bir STEP motor yadımıyle hareket eden servo mekanizması sayesinde kayıt yapan ve bandı hareket ettiren düzenin içine çekilir. Video bantı bu bölümde kayıt ve okuma kafasının etrafına dolanır. Diğer; silme,TC,CTL ve ses kafalarınında önünden geçecek şekilde konumlanır Kapsam(Capstain) motorlarının video bandı hareket ettirmeleri ile sabit devirde video bant yol almaya başlar. Bandın düzenli olarak aynı yerlerden geçmesini band Guide denilen ve PVC bandın esnemeden gergin bir şekilde yol almasını sağlıyan bir nevi rehber yollar bulunur . Bu düzen sayesinde band aynı hız ve gerginlikte kayıt ve diğer kafaların önünden geçer ve her kafa bandın birbirinden bağımsız bölümlerine kendilerine ait işaretleri kayıt ederler veya okurlar.
Video bandın orta bölümü ve en geniş bölümüne video görüntü kaydı yapılır.
Yatay olmayan biraz eğik durumdaki kayıt okuma kafası bandın ortasında kalan bölüme eğik çizgiler halinde video işaretlerini kayıt eder.Yine aynı kafa play okuma anında kaydedilmiş bu eğik çizgi halindeki işaretlerin üzerinden geçerek görüntüyü okur.
Video bandın üst tarafındaki iki ayrı kayıt yolu video bandın kapsam motorlarının devir hızlarının senkronlu olarak hareketine referans olan senkron işaretlerini kapsar.(CTL)Yine TC kaydı da bu çizginin altındaki boşluktur.
Alt taraftaki izler ise ses kayıt için ayrılmış olan bölümdür. Kameraların kayıt özelliğine göre en az iki veya dört adet ses kayıt yolu bulunabilir.
Band SES silmede, kayıt ve okuma da kafalar sabit, band hareketlidir. Resim kaydında ve okumasında video kafa ve band hareketlidir.Band ileri doğru akarken video kafa da kendi etrafında sabit devirde ve çok yüksek hızda dönmektedir.Kafa üzerinde kayıt noktaları çok ufak bir parçacık halinde bandın üzerine yanlamasına eğik bir doğrultuda sinyal kaydını yapar.
Band sabit Video kafalar hareketli iken dondurulmuş sabit resim oluşur.
Her bir kafa kaydı TV ekranındaki yatay bir çizgiyle eşleşir.Döner kafalarda dört adet manyetik kayıt parçacığı bulunur, yani bir devirde dört satır kaydı ya da okuması yapılır. Video bantlar antistatik olmalarına rağmen toz tutmaya elverişli malzemelerdir bu yüzden kullanılmadıkları esnada mutlaka bant kutularının içinde tutulmalıdırlar. Kameraya takılma esnasında bandın boşluğu alınarak kaset kompartımanına yerleştirilmelidirler. Video bantlar manyetik malzemelerin, bilhassa miknatıs ve hoparlörlerin yanına yaklaştırılmamalıdırlar.Bu tür etkileşim manyetik kaydın bozulmasına, dolaysıyle resim işaretinin tekrar okunamamasına sebep olabilirler.
Ayrıca video bantlar çok kuru ve çok nemli, aşırı sıcak yerlerde uzun süre kalmaları halinde boylarında uzama çekme ve yapışmalar olabileceğinden bozulabilirler. Güneş altında kalan bantlarda şekil bozukluğu ve sıcak etkileşim nedeniyle kullanım dışı kalabilirler.

Kamera gövdesinin diğer bölümlerinde Ses seviye kontrol göstergeleri,ses monitor hoparlörü,Resim monitörü,
çeşitli anahtarlar.ses kanalı,monitor kanalı seçme,kamera on-off ,kazanç anahtarı,filtre hafıza anahtarı.TC-CTL seçme,ses volum düğmeleri.Beyaz ve siyah ayarı butonlarıBazı kameralarda beyaz otomatik butonu. Ve yine kameraların çok kamrealı ortamlarda bağlandıkları Resim masasının faz farkını gideren çok konumlu rotory anahtarlar bulunabilir. Kamera gövdesinin üzerinde video teyplerde bulunan ileri geri, okuma kayıt VS tuşları yer alır.

Akü ağırlık olarak hatırda tutulması gereken bir parça olup kameranın en arkasındadır ancak kamera imalatçıları kullanılacak akünün ağırlığını kameranın ağırlığı ile dengelemek için yani ağırlığın tam omuz tünde olması için kullanılan malzemeleri sadece üretim kolaylığı olarak değil omuzda ortalama bir yerde oluşması için genele dağıtırlar.
Yoksa kamera dengesiz olur ve tercih edilmez. Diğer bir parça ise vizörün üzerinde duran elektret mikrofondur.Enerjisini akü ile beslenen kamera yada teyp devresinden alır ve iç kısımdan ses devresine bağlıdır. Recorderin üst kısmında bulunan band başa sona sarma ve stop- pause düğmeleri , çekilmiş bandın üzerindeki görüntü kontroluna yadımcı olur.Yine kamera gövdesinin yan tarafında VİDE OUT,GENLOCK,TC in-out, harici bir teyp yada recorder ile çalışma fiş bağlantısı bulunabilir.

Kameraların sağ alt köşesinde Kamera nın STNBY aç – kapa anahtarı,VTR yi STNBY alma anahtarı,GAIN kazanç anahtarı,White balance fabrika ayarları Renk A-B hafızaları anahtarı ve DCC Dinamik kontrast kontrol anahtarı bulunur. Kameranın sol ortasında ve kameramanın kulak hizasında ses monitor mini hoparlörü ve bunun seviye potansiyometresi bulunur. Kameranın ön alt köşesinde kamera nın estantene ayarına benzeyen SHUTTER ayar anahtar ve ince ayarı bulunur.

Recorderin sağ üst arkasında Teybin tüm fonksiyonlarını gösteren LCD ekranlı display yada gösterge bulunur.
Üzerinde: TC-Time code, Real time saat-Ses seviye göstergesi-Akü göstergesi-Arıza durumunda hangi devrede arıza olduğunu gösteren indikatör-Ses ayar düğmeleri ve switch leri-Kulaklıktan hangi ses kanalını veya birlikte dinleme swithc i-Ses manual –otomatik switch i ve ses giriş kanallarını seçen switch bulunur.Yine kameranın bu bölümünde senkron geciktirme ve bazı ayarların dokunmatik ayar ve düğmeleri bulunur.

Yeni nesil ENG ve EFP kameralarda bir çok yeni kullanım kolaylığı sağlıyan özellikler eklenmiş eklenmeye devam etmektedir.

RENK SICAKLIĞI KAVRAMI
Yer yüzünde insan gözü ile görebildiğimiz güneş ışınlarının maviden kırmızıya doğru değişen ısı skalası yada renk ısı değerleri vardır.

Gök kuşağı optik prizma görevi yapan su damlacıklarının,güneş ışığı bileşenlerini ayırmasıdır.
Yani gün ışığı dediğimiz güneş ışığı Kırmızı,portakal,sarı,yeşil,mavi,çivit mavisi ve mor renklerin bileşenlerince gün ışığını verir.

Aydınlatma aralığı 7000 K ile 2000 arasıdır.

Gün ışığının renk ısısı 5600 Kelvin olarak kabul edilir.Bilim adamlarının güneşin yüzeyindeki renk ısısının 5800 kelvin olarak tesbit etmişlerdir.Ancak atmosferi katederek yer yüzüne ulaştığında 5600 kelvin olarak ölçülür. Bu değer gün ortası ve bulutsuz havadaki renk ısısıdır. Eğer sabah ve akşam üzeri ölçüm yaparsak bu değer 4 bin kelvininde altına düşebilir.Çünki gün batımı ve doğumunda güneş ışığı atmosfer de kalınca bir tabakadan geçer ve bazı atmosfer gazları ışığı filtre ederek yüksek ısıdaki 5600k ve yukarısını absorbe ederek emer.

Daha az sıcak olan sarı turuncu ışığı geçirirler. Film ve TV kameralarının aydınlatma kaynakları genellikle 3200 Kelvin ışık veren ve sarı ışık olarak adlandırdığımız TUNGSTEN akkor flamanlı lambalardır.
Halojen ampul olarak adlandırılan bu ışık kaynakları maximum dereceye ulaştığında yani akkor haline geldiğinde 3200 Kelvin renk ısısı ile ışırlar.
Gün ışığı veren kaynaklar ise ark ışığı diye adlandırılan ve 5000-5600 kelvin arası ışıma yaparlar. Cıva yada ıyot buharlı ışık kaynakları gün ışığını ısındıktan bir süre verirler. Bilindiği üzere filmler de üretildikleri uygun ışık aydınlatmasında doğal renklerde pozlanırlar. Aksi takdirde film farklı ışıkta mavi yada sarı rengin hakim olduğu baskın renklerde pozlanır, diğer renkler kaybolur.

Işık kaynaklarının ürettiği renk ısıları

Açık mavi gökyüzü 10.000-20.000 K
Bulutlu gökyüzü 6800 K-Değişken
HMI-Hg=cıva , M=orta ark , I iyot 5600-5800 K
Gün ortası güneş ışığı 5600 K
Tungsten Halojen 3200 K
Standart Floresant sarı 2700 K
Floresant Daylight 5000-6500K arası
Evlerdeki Tungsten akkor lamba 2700 K
Gündoğumu-batımı 2000 K
Mum 2000 K
İnsan gözü renk farklılıklarına kolay uyum sağlar ve beyaz bir kağıdı gün ışığında da Tungsten ışıktada beyaz olarak algılarız, ancak arka arkaya 3200 ve 5600 K ışıkta beyaz kağıda baktımız takdirde bu kısa süre için de göz renk farkını görür ve hemen beyaza uyum sağlayamaz.
Kameralar ve fotoğraf filmleri renk ısı farklılıklarında renk düzeltme filtrelerine ihtiyaç duyarlar.
Video kameralarda filtreler
Renk spektrumunda insan gözünün gördüğü aralığı 1000K.-20.000 Kelvin olarak sınırlandığını göz önünde bulundurursak, sarı ışıktan turuncuya,kırmızıdan maviye doğru bir yelpaze gibi renk ısıları da bu skalanın içinde yerlerini alırlar.Video kameralar 3200 K.(Kelvin) renk ısısına göre imal edilirler. 3200K. Halojen tungsten akkor flamanlı lambalardan elde edilebilen ışık türüdür.Isıl değeri 3200 K.dir.Genellikle spot ve Fernsel aydınlatma amatürleri ile kullanılırlar.TV stüdyoları ve film platolarında en çok kullanılan ışık tipidir.Ancak TV kameralarının resim tüpü veya CCD leri sarı yada turuncu olan bu ışığa duyarlı imal edilerek ,en çok kullanılan ışık türü olmalarının yanında görüntü elde edilmesi gereken yerlerde en kolay temin edilecek ışık tipi olmasından dolayı, kamera imalatçıları resim beyaz renk ayarında kameranın sarı turuncu arasında kalan bu aralığı beyaz dengesi için uygun görmüşlerdir. Yani bir elektronik kamera herhangi bir renk filtresi kullanmadan 3200 K. Isı değerinin az altında ve üstündeki aydınlatılan ortamlarda, izlenen görüntünün renklerini , konunun doğal renklerine yakın bir renk dengesinde algılar.3200K. altında beyaz bir obje beyaz renkli olarak,diğer renklerde doğal hallerinde izlenebilirler.Eğer gün ışığında bu kamera ile görüntü tesbit etmek istersek objektif ile CCD resim algılayıcısı arasına 3200K.yı 5600K e çevirecek bir turuncu filtre koymak gerekir.Aksi takdirde görüntü gün ışığının ısıl değerinin yüksek olmasından dolayı 5600K.Mavi renkli veya mavinin hakim olduğu bir resim olarak belirecektir.
Video kamera filtreleri.
1 .filtre 3200 Kelvin
2 .filtre 5600 K. ¼ ND
3 .filtre 5600 Kelvin
4 .filtre 5600 K. 1/16 ND
1 no. lu filtre gelen görüntü üzerinde herhangi bir renk değişimi yapmaz ve ışığı aynen CCD ye iletir.
Tungsten ışık veya kapalı ortamlardaki düşük sevide aydınlatılmış ortamlarda kullanılır .
2 no. lu filtre gün ışığının fazla olduğu anlarda kullanılır ve 5600K.yı 3200 K. ya çevirir.ışığı gri filtre ile ¼ oranında zayıflatarak CCD ye geçmesine izin verir.
Gün boyu ışığın yüksek olduğu anlarda 2 no lu filtre kullanılır.
3 no. lu filtre sadece 5600K yı 3200 K ya çevirir, zayıflatma etkisi yok denecek kadar az olan filtredir.
Gün ışığının az olduğu kapalı – bulutlu havalarda ve gölgelerde kullanılır.
4 no. lu filtre ise; hem renk düzeltmesi hem de yüksek oranda ışık zayıflatması yapan filtredir.
5600K. gün ışığını 3200K. ya çevirirken, 1/16 oranında ışığı zayıflatarak CCD ye iletir.
Bazı kameralarda 1/64 oranında zayıflatma yapan 4 no lu filtreler kullanılmaktadır.
4 no lu filtre gün ışığının çok yüksek olduğu; Güneşli ve karlı günlerde ya da deniz kenarı ve kumsal gibi yerlerde güneş ışığının çok parlak olduğu anlarda kullanılır ve yaptığı zayıflatma ile kameranın uygun diyafram aralığında kalmasını sağlar.
Bu zayıflatma olmazsa resim çok parlak ve ya patlamış diye tabir edilen hale gelir.
Doyuma ulaşır, SATÜRE olur.
Fotoğraf ve film kameraları ile çekim anında kullanılan renkli filtreler, filmin renginde değişime sebep olurlar. Özellikleri nedeniyle bazı renkleri tam bazılarını az yada hiç geçirmezler.Resimde etkiyi arttırmak için olması gerekenden farklı renkleri görüntüye aktarırlar.
Efekt filtreleri ise filmde şekil değişikliğine sebep olurlar.
Filtrelerin imal edildikleri maddeler genelde cam, Akrilik ve jelatindir.
Cam filtreler kaliteli,kolay çizilmez ve pahalıdır.Jelatin ve akrilik filtreler ise ucuz ,daha cabuk çizilebilirler bu çizgiler filme de yansır.
En çok rastlanılan kullanım şekli objektiflerin önündeki çemberin iç çapına uygun dişli, tırnaklı yada özel adaptörlü yuvalarına takılırlar. Diğer kullanım şekli ise objektifin arkasına ve kameranın karanlık odasındaki film kızağının üzerinde bulunan filtre boşluğuna takılırlar.Burada filtre objektif ile filmin arasındadır.Her iki şekilde kullanımda kameraman filtrenin zayıflatma faktörünü dikkate alır ve pozometre ile ölçümdeki diyafram değerine filtre faktörünü de katarak diyaframı daha çok açar
Objektif önünde kullanılan filtreler genellikle cam ve akrilik filtrelerdir. Jelatin filtreler zorunlu olmadıkça objektif önünde kullanılmazlar genellikle objektif arkasında ufak parça halinde kullanılırlar.Kamera içinde bu şekilde kullanım esnasında filtreyi değiştirmek istediğinizde kapak açılır ve burada bulunan negatif film yanar.Buradaki filtre ufak bir parça olduğundan parmak izi kalmamasına dikkat etmek gerekir çünki filmin çerçevesine yakın büyüklükteki filtredeki istenmeyen izler filme de yansır.
Objektif önünde kullanılan jelatin filtreler iki cam arasında ki kullanım şekli ile tercih edilirler.Cam filtrelerin hata oranı az ve geçirgenliği yüksektir.Diğer filtrelerde ışık zayıflatma ve astigmat hataları olabilir. ASTIGMAT:Filtre üzerinde kırışıp kıvrılma .
Filtreler genelde kendi renklerini geçirir,diğer renkleri az yada hiç geçirmezler. Ana renklerden oluşan filtreler kendi renklerini ve bileşenlerini, ara renklerdeki filtreler de kendi bileşenlerini geçirirler.
ANA RENKLİ FİLTRELER:
Mavi filtre:Maviyi geçirir Kırmızı ve yeşili emer.
Kırmızı filtre Kırmızıyı geçirir Mavi ve yeşili emer
Yeşil filtre:yeşili geçirir Kırmızı ve maviyi emer
ARA RENKLİ FİLTRELER:
Sarı filtre Maviyi emer Sarı- kırmızı geçer
Magenta filtreYeşili emer Mavi -kırmızı geçer
Cyan filtre:Kırmızıyı emer Mavi- yeşil geçer
Turuncu:Mavi-yeşili emer Kırmızı- sarı geçer

Sinema ve fotoğraf makinelerinde kullanılan filmler Gün ışığı DAY LIGHT (5600K) yada Tungsten flaman akkorlu ışık (3200K) ya duyarlı şekilde imal edilirler. TV kameralarıda tek tip renge duyarlıdır ve farklı ışıkta filtre ile düzeltilmeleri gerekir. 5600K Gün ışığına duyarlı film ile Tungsten 3200 K ışık kullanıldığında aydınlatma kaynağının önüne mavi filtre konularak ışık gün ışığına yükseltilir yani daylight olur.Bu işlemde kullanılan filtre ışık ısısını 5600 K ya çıkartırken ışığı bir miktar absorbe ederek zayıflatır.Yada kamera objektifinin önüne veya arkasına takılan filtrede bu işi görebilir.
Tungsten film ile açık ortamdan gelen Gün ışığını filtrelemek mümkün olamıyacağından .
sadece Turuncu filtre kamera objektifinin önüne yada arkasına koyulur ve 5600 K lık ısı 3200K e düşürülür. (KELVİN:Renk ısı ölçüsü.)
Filtrelerin ışık düzeltme(Kelvin arttırma yada azaltma)değerleri dereceli olarak artar, yani ışık kaynağı ile kullanılan filmin renk ısısı arasındaki fark kelvin metre ile ölçülerek aradaki düzeltme farkına karşılık gelen filtre kullanılır. Kullanılan filtre kamera üzerine takılıyorsa ,pozometre ışık seviye ölçümlerinde kullanılacak filtrenin zayıflatma faktörü göz önünde bulundurularak diyafram uygun stopda biraz daha açılır ve doğru pozlanma elde edilir. İnsan gözü diğer duyu organları gibi deyişimlere kısa sürede uyum sağlıyarak farklı ışıkta bile beyaz rengi doğru görmeğe başlar.Filmlerde kullanılan emülsiyonların böyle bir uyum yeteneği olmadığından, imal edildikleri ışık ısısının dışında kalan aydınlatmalarda ana renginde renk sapmaları ve beyaz dengesinde maviye ya da turuncuya doğru kaymalar olur
Bu kayma oranlarının düzeltilmesinde kullanılan filtre değerleri ve zayıflatma Faktörleri ise söyledir:

Filtre
Filtre nosu
Zayıflatma       F.stop.
Kelvin renk düzeltmesi
MAVİ
      80A
    2
       3200 den 5500 e
      80B
    1 2/3
       3400 den 5500 e
      80C
    1
       3800 den 5500 e
      80D
    1/3
       4200 den 5500 e
TURUNCU
      85c
    1/3
       5500 den 3800 e
      85
    2/3
       5500 den 3400 e
      85N3
    1 2/3
       5500 den 3400 e
      85N6
    2 2/3
       5500 den 3400 e
      85N9
    3 2/3
       5500 den 3400 e
      85B
    2/3
       5500 den 3200 e

Filtrelerin film düzlemine düşürülecek ışığın niteliğin kontrol etmek için kullanıldığını söylemiştik. Bu kontrolü yaparken normal poz değerleriyle düşürülecek ışık şiddetinin ne kadar etkilediğini filtre faktörü belirler. Aşağıdaki tablo objektife takılacak filtrelerin faktörlerine göre f değerinin ne kadar daha artırılması gerektiğini gösterir.

Filtre faktörü
1.5
2
2.5
3
3.5
4
5
6
8
 10
f-stop
0.50
1.00
1.25
1.50
1.75
2
2.25
2.50
3
3.25
UV-Ultraviyole :(Morötesi) Filtrestik veya jelatinden yapılmışlardır.
Mor ötesi (ultra-viyole) ışınların fazla olduğu yerlerde özellikle yüksek dağlarda, deniz veya plajlarda, kar çekimlerinde; Gözle görülmeyen morötesi ışınların fotografın keskinliği ve berraklığı üzerine yaptığı etkiyi azaltmak ve objektifin ön camını çarpmalara ve tozlanmalara karşı korumak üzere kullanılan renksiz ve saydam filtrelerdir. Fotografa çok hafif pembelik verir. Pozlamaya hiçbir etkisi yoktur
A1-Skylight: (Gökışığı) Filtre
Doğrudan gelen parlak gün ışığıyla çekilen fotograflarda mavi renk fazlalığını gidermek ve fotografa daha kontrast bir görüntü vermek için kullanılırlar. Pozlamaya hiçbir etkisi yoktur
Polarize Filtre: Doğrudan gelen ışık kaynaklarının nesneler üzerinden yansıyan ışık kaynağına polarize ışık denir. Bu polarize ışığın yarattığı yansımaları azaltmak ve fotograftaki kontrastı artırmak için kullanılan filtrelerdir. Polarize filtrelerin oluşturduğu düzlemde; Yansıyan ışınlar kırılarak yarattığı etki azaltırılır veya yok edilir. Polarize filtre kullanarak çekilmiş mavi gökyüzü üzerindeki bulutlar gözle gördüğümüzden daha belirgin çıkarlar
Otomobil camlarından yansıyan ışık ve gökyüzü yansımaları Polarize filtre ile azaltılır.
Polarize filtreler ikiye tipdir. Doğrusal (linear) Polarize Filtrelerde ışık tek düzlemden geçer. Dairesel (Circular) polarize filtrelerde ışık iki düzlemden geçerek işlevini tamamlar. Işık ölçümü objektifin içinden yapan fotoğraf makinalarında dairesel(circular) polarize filtreleri kullanılır
ND-Nötr Yoğunluk Filtresi
Bu filtreler film düzlemine düşen ışığın renk dengesini bozmadan sadece ışık şiddetini azaltmak için kullanılır. Nötr yoğunluk gri filtreleri renklerin dalga boylarına hiçbir etkisi yoktur. Kullanılan Nötr yoğunluk filtre faktörüne göre diyafram ayarını zayıflatma tablosundan bakılarak tespit edilir.
Bu filtreleri asa değeri yüksek filmlerin yüksek ışıkta ya da yüksek diyaframda çalışmak zorunda kaldığımız zaman kullanırız. ND filtre ışığın renk değerlerinde değişim yapmadan sadece yoğunluğunu azaltmada kullanılır ve daha açık diyaframda çalışma imkanı verir.
ND filtreleri renk düzeltme filtreleri ile birlikte imal edilerek, hem renk hemde ışık yoğunluğunu düzeltmede kullanılabilirler.
RENK DÜZELTİCİ FİLTRELER
Kullanılan film ile çekim mekanındaki ışığın renk ısısının uyuşmadığı durumlarda kullanılır. Bu filtreler renk ısısını Gün ışığı ısı değerlerine getirmek için kullanılan filtrelerdir
80 B Tungsten ışık (3200 Kelvin)’de Gün ışığı filmleri ile çekilen fotoğraf kırmızıya kaçar. Bu kırmızılığın yoğunluğunu azaltmak için kullanılırlar. 80 B filtreler renk ısısını yaklaşık olarak 2100 Kelvin artırarak gün ışığı ısısı seviyesine getirerek film düzlemi üzerine düşmesini sağlar. Filtre rengi mavi olup filtre faktörü 2.4x’dir
85 A 80 B filtresinin tam tersine çalışır. Gün ışığı(5500 Kelvin)’de Tungsten tipi filmlerle çekilen fotoğraflar maviye kaçar. Bu maviliğin yoğunluğunu azaltmak için kullanılırlar. 85 A filtreler renk ısısını 2100 Kelvin azaltarak film düzlemi üzerine düşmesine izin verirler.
Filtre rengi Turuncu olup filtre faktörü 2x’dir
85 B 85 A ‘nın biraz daha kuvvetlisi olup aynı amaç için kullanılırlar. Renk ısısını 2300 Kelvin azaltırlar Filtre rengi Turuncu olup filtre faktörü 2.4x’dir
81 B Yüksek renk ısında çekilen fotoğrafların aşırı maviye kaçmasını önlemek için kullanılır. Renk ısısını 300 Kelvin azaltır Filtre rengi amber olup filtre faktörü 1.4x’dir
FL-D Floresant lambaları ile aydınlanmış mekanlarda gün ışığı filmler kullanılarak yapılan çekimlerde fotoğrafta oluşacak aşırı mavi-yeşil tonun etkisini azaltır.
FL-B Tungsten filmlerle floresant ışığında yapılan çekimlerde fotoğrafta aşırıya kaçan mavi-yeşil tonların etkisini azaltıFL-W Floresant ışığında gün ışığı filmleri ile yapılan çekimlerde fotoğrafta aşıraya kaçan yeşil-kahverengi tonların etkisini azaltır.
Close-Up filtreler
Normal objektiflere takılarak konuya daha çok yaklaşarak yakın plan konuların çekilmesini sağlar. Makro objektifi olmayanların kullanabileceği filtreler olup macro objektiflerden daha ucuz olup kullanımı macro objektifler kadar kolay değildir. 2x, 4x, 8x gibi büyütme faktörleri vardır.
Konuyle ilgili resimler eklenecektir.
Kadri Mehmet Başak
TRT Emekli Başkameraman
Öğretim Görevlisi.
Kaynak belirterek alıntı yapabilirsiniz.
Yukarıda herkesin bilgisine sunduğum Kamera Teknikleri bilgileri, Mesleğim esnasında edindiğim Teorik ve Pratik bilgileri ihtiva etmektedir.
Bazı özel üniversitelerde ders verdiğim yıllarda öğrencilerime verdiğim ders notlarıdır.
Bazı sayısal teknik değerler internet ortamındaki Anonim bilgilerden alınmış olabilir.

TV Yayın Teknikleri Yazıları eklenecektir.